9 Nisan 2009 Perşembe

Şampiyonlar Liginden Esintiler

Bu sene çeyrek final kuraları çekildiğinde büyük çoğunluk şaşırmamıştı sanırım, artık neredeyse Liverpool Chelsea eşleşmesi geleneksel olacak, diğer yanda da 2.turda gol rekoru kıran Bayern Munih ile İspanya da gol rekoruna koşan Barcelona nın eşleşmesi herkesin istediği bol gol olacak bir eşleşme gibiydi. Villareal ve Arsenal için denk takımlar denirken , herkesin birleştiği kura MANU Porto eşleşmesinde Manu nun kolayca yarı finale gideceği yönündeydi.

Günler geçti maçlar yaklaşırken her takımın form durumları incelenmeye başlandı , Liverpool 4 er 4 er atıyor bu sene de final oynayacağım der gibiyidi, Barca ise aynı tempoda devam ediyor , gollerine ve galibiyetlerine ara vermiyordu, Porto toparlanmış daha takım gibi oynuyor , Arsenal sakatlıklarından dönen oyuncuları ile güsel futbol oynamaya başlamıştı. Ancak üç takım açıkcası bana pek iyi gözükmüyordu Manu , Bayern ve Villareal oynadıkları son maçlarda son derece formsuz gözüküyorlardı.Belkide şampiyonlar liginde sürprizler olacağının sinyallerini veriyorlardı.

MANU - PORTO 2-2 ... çeyrek finalin ilk bombası Porto deplasmanda Manu ya 2 gol atarken yediği gollerden birinide adeta ikram ediyordu. Aslında maçı porto kazansa kimse şaşırmayacaktı. Porto İngiltere de oynadığı son 11 maçta sadece 1 kez berabere kalabilmişti o takımda Manu idi ve o sene Porto Manu yu elemişti. Tarih tekerrür edermi bilemem ama artık turun favorisi Porto dur bana göre. Oynanan futbola bakarsak da sanki Porto yarı finale uzanacakmış gibi duruyor. Geçen sene attığı 45 golün hayrına futboluna pek bakılmadan tüm ödülleri toplayan CR7 bu sene pek ortalarda gözükmüyor.

VİLLAREAL - ARSENAL 1-1 ... Villapark ta oyun da güzel di taraftarlarda.Villereal maçı kazanmayı haketmişti ama Arsenal bir 15 dakika bastırdı o sırada da golğ bulup yine kontrollü oyunla istediği sonuçu almayı bildi. Gerçi Villareal deplasmanlar da sağı solu belli olmayan bir takım ama gol atmak zorunda olmaları onların işinin artık hiç kolay olmadığının en büyük göstergesi. Kazorlaryı çok aradılar orta sahada topu sakin oynayabilselerdi maçı kazanabilirlerdi. Arsenal evine bence mutlu dönüyor sanırım artık onlar yarı final eşleşmesinde ki rakiplerinin Porto olması için dua ediyorlardır.

LIVERPOOL - CHELSEA 1-3 ... İşte çeyrek final ilk maçlarının beklenmedik skoru. Chelsea en sonunda şampiyonlar ligindeki belalısı ve belkide bu kupayı alamamasının en büyük nedenlerinden biri olan Liverpool a daha ilk maçtan bu sene herşeyi çok farklı olacağını haykırdı resmen.Bu sonuçta bence en önemli faktör bence chelsea nin teknik direktöründeydi , bu adamın tüm kariyeri kendisinden daha güçlü takımalara yaptığı süprizlerle dolu. Kadro olarak Liverpool daha üstün ama işte her zaman iyi kadrolar kazanamıyor. Sanırım Anfield da alınan bu sonuçla beraber Londra daki maç çok daha zevkli ve yine gollü geçecektir.Ama bence Chelsea tur biletinin parasını ödedi.


BARCELONA - BAYERN MUNIH 4-0.... Maçı Barca nın alacağını tahmin ediyordum açıkcası farkı da bekliyordum ama özellikle ikinci yarı Barca nın farkı büyütmek istemezcesine sakin oyunu bana daha süpriz oldu. Adeta Bayern e duydukları yada Klinsmana duydukları sevgi sanırım farkın tarihe geçmesini engelledi. Bence bu çok daha vahim oldu Bayern için zaten maçtan sonra Rumenige nin " bu rezaletti , tarihin en kötü Bayern nini izledim" şeklinde ki açıklaması her şeyi anlatıyor. Bu Barca bu sene kupayı alamassa çok yazık olur şiir değil sanki epik bir tablo gibi oynuyorlar. Sanat yapıyor bu adamlar. Bayern in buna direnmesi zaten beklenemezdi..

2 Nisan 2009 Perşembe

Afrikada ki Çocuklar ...ve Türk Milli Takımı

Bir reklam yayınlanıyor afrika da mahalle de top oynayan çocuklar kendilerine Türk futbolcuları isim olarak seçiyorlar Arda , Kazım kazım , Semih vs.. bu reklam filmi çok güzel düşünülmüş yaratılmış fikri yaratanları kutluyorum saygılarımı sunuyorum. Ancak kimse de demediki yahu dalgamı geçiyorsunuz? Afrika da ki çocukları bırakın dünyanın neresinde ki çocuk Torres varken Semihi , C.Ronaldo varken Arda yı , Xavi varken Kazımı , Casillas varken Volkan ı kendine isim seçer. Gerçekleri hiç görmeyecek görmeyi istemeyecekmiyiz.

Nedir bu gerçekler ispanya milli maçlarında kazanmamız gereken maçları kaybettik, neymiş iyi oynamışız gücümüz yetmemiş . Kabul 10 ar dakika hatta 2.maçta 20 dakika çok iyi oynadık. Hatta maçı iyi izleyenler 2. maçın 35-45 . dakikaları arasında ispanyolların sahada nasıl sinirlendikleri o hiç hakemle oynamaz denilen adamların nasıl da hakeme itiraz ettiklerini gördüler neden böyle oldu o dakikalarda bizim takım öyle bastı ve pas yaptıki ispanyollar şaşkına döndü hatta bir türlü oyunu kontrol edememenin verdiği hırsla daha da koştular ama nafile bizimkiler gerçekten iyi oynuyorlardı ve ispanya 2 sene sonra neredeyse madara oluyordu amiyane tabirle.Ama sonra ne oldu bizim pil yavaş yavaş bitmeye batladı ama ispanyolların ki hala doluydu. Ve onlar bunu anladı ( anlayabilecek kapasitedeler yani ) teknik direktör felan bir yere kadar sahada oynayan oyuncuların futbol aklı başka bir şey , bunu anladıktan sonra ispanyollar rahatladı ve geride pas yapmaya başladılar ve bas bas bağırırken bizim yorgunluğumuz biz hala rakip sahada basmaya koşuyorduk , azıcık futbol aklımız olsa 1-0 öndeyiz adamlar defansta top yapıyor bırak yapsın ya ne koşuyorsun oralara .Neyse maç oldu 1-1 Kalecimizin bir hatası ile kaleye giden topu elleyen İbo penaltı yaptırdı allahtan hakem sarı vermedi de 10 kişi kalmadık.
Amansız şöyle yapar , 70 milyonuz , bayrağız , felanız , Kralız demekle olmuyor azıcık ta , okuruz akıllıyız , zekiyiz demek lazım ama kime ? Biraz akıllı olsak maçı alıcaz hatta 3-4 olucak ispanya madara olucak , Avrupada bugün ki gazetelerde maşet olacağız hemde bu kendini yıldız sanan oyuncularımızın piyasası artıcak. E peki saha da akıl yokta kenar da varmı ? 1-0 öndeyiz kenarda Sercan nerde adam 100 metreyi 10 sn de koşuyor neredeyse bırak üstümüze gelsinler at sercana topu koşsun, yok olmaz illa Arda ile Emre meşhur olucak , sonra 1-1 olunca !8 yaşındaki Batuhan ı oyuna al iyi de golün santrasında oyuna alsan 2 dakika da 3 korner 2 faul kulladık ceza alanına 175 lik nihat ın kafasına mı ? Onu yapma bunu yapma karşında değil ispanya , Estonya varken de yenemiyorsun ki . Öyle vatan millet sakarya ile 2 3 kere olur her maçta da olmazki . Kalecimize kızıyorsun da peki Yunan kalecesine , Norveç kalecisine yada Peter Cech e teşekkür ettinmi ? Şans yoktur diyorduk ya bazılarımız , buna kargalar bile güldü ama kimse sesini çıkarmadı doğru dürüst.

Maçların genelini iyi oynamadık , yoksa iyi oynasak maçlardan en azından puan alırdık , Lüksemburg bile isviçre yi deplasmanda yenebiliyor günümüzde sen güya hayali avrupa 3. sü olarak ( resmi olarak 3. maçı yoktu , gayrı resi olarak ta 4. yüz çünki şampiyona değil 2. olan takıma elendik bu durumda Rusya 3. lüğü hakeder gayrı resmi ) çık maça sonra İspanya çok iyi takımmış diyelim. Bu ispanya yı yenmek için elimize fırsat geçti ama maalesef biz o fırsatları kullanmayı becemedik.

Sonra gelelim Kadro ya yahu senin liginin en çok koşan takımları Trabzon Beşiktaş ve Sivas değilmi ? madem 90 dakika press yapıcaksın bu takımların kondüsyonu senin Değişmez elemanlarından daha iyi değilmi ? bir tek sen mi anlıyorsun bu işten ? bu takımlardan oyuncu almak için bin dere den su getir aldıklarını da oynatma . Madem ilerde basacaksın bu Umut Buluttan çok koşan , Nobre den daha çok press yapan , forvet mi var , madem ileride top tutacaksın (ki bence anlamsız bir oyun tipi uzun top ) Mehmet Yıldız ne iş yapıyor bir izledinmi ? peki ya Uğur Boral oynamazmı 45 dakikalık Ardanın yedeği olarak 2. yarılarda ? adam geçer orta yapar şut çeker ? 35 lik İbo ya sol kanatta ilk maç hiç mi acımadın ? hadi acımadın bu gençler hiç mi utanmadı Emre Aşık la İbo dan adamlar son dakikalarda hala koşmaya çalışıyorlardı . Peki senin Sergen den Oğuzdan Tugay dan sonra oyunu soğutacak , lider oyuncun varmı ? Yusuf son haftalar da yedekten girip oyun kurtarmıyormu ? nerde ? tamam kadro seçim hakkı senin ama HESAP VERME HAKKI DA SENIN o zaman , 6 maçta 8 puan ın hesabını neden vermıyorsun . Kazanırken mangalda bırak külü toz kalmıyor şimdi nerdesin.

Tamam kesinlikle kadroya taktiğe vesaireye karışmaya hakkımız yok ama bu kadar kötü sonuçlardan sonra da soru sorma hakkımız damı yok ? Senin de biraz oturup düşünmeye ihtiyacın yokmu ? Oyun taktiğin gerçekten iyi ama o oyunu oynayacak oyuncuların yok yada sen oynayabilecekleri seçmiyorsun. Avrupa da herkes Saygı duyuyor sana ama onlar Türkçe bilmiyorlar ve Türk oyuncuları takip etmiyorlar 1-2 si dışında. Sanıyorlar ki koca ülkede bu kadar oyuncu var .Sakatlığa sığınmıyorum diyorsun ama o kadar çok bu cümleleri söylüyorsunli sağır sultan bile bizim sakatları duyuyor.

Bu ülkede icat edilen Ön Libero kavramı yüzünden sürekli kaybediyoruz kimse farkında değil Biz bu adamlara ne zaman Defansif Orta saha oyuncusu dersek o zaman biz de ispanya yada almanya gibi oynayabiliriz. Biz adamlara ön libero deyince sanki esas olay libero daymış sanıyoruz ön ilavesi de mevkii bildiyor yahı adamlar ÖN felan değil , GERİ ORTA SAHA , sen ön libero deyip oyunu oyle anlarsan , 2 defansif orta saha oyuncusu ceza sahasının 10 metre önunde oynuyor topu orda kapsan ne olur ( gol yemessın ) ama oyunu kuramıyorsun.Birileri bunu görsün artık bu adamlar ORTA SAHA oyuncusu Orta saha da top kapacaklar oyun kuracaklar bıraksınlar geriyi stoperlere.Xabi Alonso yu kalesinin onunde Kaleciyle paslaşırken gören varmı ? o işi Puyol yapıyor o takımda . Herkesin görevi belli ORTA SAHA deyince orta da oynayacaklar defansta değil. Bizi okuyan çok kişi yok ama umarım çevresi geniş birileri okurda şu teknik direktörlere söyler ben bıktım bu ön liberolara defans adamı muamelesi yapılmasından .


Neyse Dediğim gibi Afrika da ki çocukların gerçek kahramanları kazandı , reklam yıldızları değil Puanları.

30 Mart 2009 Pazartesi

İSPANYA YI YENMEK !!


Güzel bir hayaldi bir hafta herkesin aklındaki , dünya 1 numarasını , son avrupa şampiyonu nu yenmek hemde 1934 ten beri yenilmediği Madrid te . Olmadı beceremedik, gerçekler ağır bastı.
Yine de hayal kurabilmek için de bazı nitelikleri kazanmış olmak lazım ki bu konuda oldukça yol aldığımız bir gerçek.

Oyuna gelirsek 15 -20 dakika çok iyi pres ve pas yaparak öne geçme şansı yakaladık ta ama beceremedik golü bulamadık.Ondan sonra ise bazı oyuncularımızın avrupa düzeyinden ne kadar geride olduğunu açık seçik ortaya çıktı.Emre Belözoğlu nasıl bu takımda oynuyor anlayan heralde çok az insan var.Arda dünya yıldızıymış peh .. Arjantinin maçını seyretsin maçın 92 ve 93. dakikalarında Messinin hala ne kadar tempolu oynadığını tüm rakipleri peşine takıp orta sahadan kalaye kadar çalımlarla ilerlemesini iyi görsün , sonra da kendisinin neden 60. dakikadan sonra sıkıntı çektiğini ve bunu nasıl gidereceğine baksın. Semih Şentürk ün neden yabancı teknik direktörler tafarından yıldız değilde sonradan oyneyacak yedek oyuncu olduğunu anlamayanların bir daha düşünmesi gerektiğini gösterdi bize. Semih Şentürk ten bence iyi teknik direktör olabilir sanırım kenarda otururken oyundaki eksikleri iyi okuyup oyuna girdiği zaman rakibin olmadığı alanlara zayıf olduğu alanlara girerek işini en iyi şekilde yapıyor. Maçta sanırım yoruldu yada sakatlık sorunu oldu çünki oyundan çıkarken soyunma odasına doğru gitti. Emre ile çarpıştığında sanırım ağrıları ortaya çıktı.Yoksa maçta oyundan çıkacak ilk isim o değildi .

Henüz hayalimiz bitmedi daha Ali Samiyen de İspanya yı yenmek te bence bir hayal ama yapılabilecek bir hayal umarım da başarırız.

Yapılan tüm eleştiriler Semih oyundan çıkmamalıymış, yok sol kanat yol geçen hanına dönmüş.Yahu Ardanın o geceki performansının olduğu kanatta 3 tane bek olsa orası otoban olurdu Arda son önde hiç olmadı neredeyse 2-3 kere geldi o gelişlerinde de hemen topu kaptılar. Ama neden se Fatih Terim Arda yı bir türlü o kanattaki savunmaya yardım etmesi konusunda uyarmadı yada uyardı da kulak asan olmadı.

Çarşamba günü maçı kaybedersek , kalan tüm maçları kazanmak zorunda kalacacağımız bir tablo bekliyor bizi sanırım bu sefer Afrika da ki otel rezarvasyonu nu önceden yaptırmak kolay olmayacak.

26 Mart 2009 Perşembe

OKTAY MAHMUDİ : EURO CUP YILIN ANTRENÖRÜ

Benetton Treviso Basketbol takımını çalıştıran Oktay Mahmuti Euro Cup ta yılın antrenörü seçildi.Euro Cup ta son sekiz takım arasına kalan Benetton başarılı bir sezon geçiyor. Türk Basketbolu için oldukça önemli bir olay bence Yurt dışında çalışan Koç larımızın başarıları hem ülkemizin tanıtımına inanılmaz katkılar sağlıyor hemde güvenilirliklerini arttırarak geriden gelenlerin önünü oldukça güzel bir biçimde açıyorlar

TEBRİKLER MAHMUTİ.....

HER ŞEY 2010 İÇİN : GÜNEY AFRİKA 2010 DÜNYA KUPASI

Bu hafta sonu dünyanın dört bir yanında Milli Takımlar 2010 Güney Afrika Dünya Kupasın da yer alabilmek için karşı karşıaya gelecekler.
Stadlar yetişirmi yetişmezmi , güvenlik yeterli olacakmı derken 2009 yılına geldik artık çok büyük bir süpriz olmassa Dünya Kupası tarihinde ilk kez Afrika kıtasında oynanacak.




Karşınızda ZAKUMİ 2010 Güney Afrika nın maskotu. Bir Leopar dan yola çıkarak hazırlanan bu şirin maskot 2010 yılında kupaya katılan takımları karşılamak için hazır bulunacak.Zakumi ismi Güney Afrikanın Plaka simgesi ZA ve Afrika dillerinde 10 anlamına gelen KUMİ kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş.Yeşilimsi saçları benekli sarı Leopar vucudu ile güzel bir kontrast oluştumuş.




İşte Adidasın 2010 için hazırladığı resmi Dünya Kupası Topu.Üzerindeki renkler ile ayırd edilebilir bir görüntüye sahip olan son teknoloji üretimi bir futbol topu.
Bana biraz 2006 Dünya Kupası nın final maçında kullanılan topu hatırlattı.Renkleri çıkartırsanız sanki 2006 topunu kullanmışlar gibi geliyor. Ekonomik kriz Adidası da vurmuş herhalde.

25 Mart 2009 Çarşamba

Estadio Santiago Bernabeu

29 mart cumartesi günü İspanya ve Türkiye milli takımları karşı karşıya gelecekler bu muhteşem stadda.1947 yılında açılan stad dünya devi Real Madrid in stadyumu. 1953 yılında kapasitesi 120.000 olan stadın bugunkü kapasitesi 80 bin civarında dır. O günlerde 120 bin kişi ile maç izlemek keyfini yaşamak için insan neler vermezki? Avrupanın en büyük stadlarından biridir.
Bu stad bir çok büyük maça ev sahipliği yapmış , bazıları şunlardır.
  • 1957 Şampiyonlar Ligi Final: Real Madrid - Fiorentina 5 - 0·
  • 1969 Şampiyonlar Ligi Final: Real Madrid - Ajax 5 - 0·
  • 1974 Fc Barcelona 0-5 Real Madrid
  • 1980 Şampiyonlar Ligi Final: Real Madrid - Hamburger SV 5 - 0·
  • 1982 Dünya Kupası Final: İtalya - Batı Almanya 3 - 1





























Umarım Futbolcularımız bu muhteşem staddan yüzleri gülerek ayrılırlar cumartesi günü ancak sonuç ne olursa olsun futbolcularımız bu büyük futbol mabedinde oynamaktan gurur duyacakları kesin..

24 Mart 2009 Salı

Skıbbe Gitti ; Lincoln de Sona Doğru...

Dün Atatürk Havalimanında Lincoln , kız arkadaşı ve fizyo terapistini Rio uçağının sırasında, çok sayıda bavulla gören herkes Lincoln ün artık dönmeyebileceğini konuşuyor.
Zaten Bülent Korkmaz oynatmıyordu yada bu adamın profesyonelliği çok kötüydü pek bir şey olmaz diye düşünenler çoğunlukta medyamızda.Bu tarz düşünenlerin Galatasaray maçlarını takip ettiklerinden şüpheliyim açıkcası ;Lincoln ün oynadığı maçlardan galatasaray 15 te 12 galibiyet almış, geri kalan maçlar ise içler acısı ..Son 2 maç henüz hafızalarda taze , Trabzon ve Eskişehirspor. Peki bu nasıl oluyor ? Neredeyse adamı kovacağız hep beraber , kimse düsünmüyormu ? İki maçtır kaleye bile gidemiyor bu takım ? Hemde eksikleri defansta olmasına karşın rakibi ilerde tutarak bu sorunu azaltması beklenen bir takım ileride iş yapamıyor. Bir de Lincoln ü cezalandırın çözüm muhteşem.
Skibbe yi topa tutarak yollayan spor basını ve Galatasaray yönetimi hiç düşünmedimi kalsaydı Hamburgu elerdik diye . Beğenirsin beğenmessin ama Skibbe oyuncularını fazla samimi bir ilişki kurma yöntemi ile idare ediyor. Burda sıkıntı Türk oyuncuların kıskançlığı ve çekememezliği oldu bunu açıkca görmek lazım .Alın şimdi top sizde oynayın da herkese gösterin. Skibbe yi de Lincoln ü de cebimizden çıkarırız mesajını alttan alta medyaya sızdırdığınız zamanlar geçti ;artık
ikiside yok bakalım ne kadarmış kudretiniz. Bizim oyuncular açıkcası çok ahlaksızca yapıyorlar bu işleri yöneticilere hoca şikayet etmeler gizli kapılar ardında yada basına bilgi sızdırma yolu ile işlerine gelenleri yapıyorlar. Çıkar mikrofonun başına söylersin bu iş böyle olmuyor diye burada en beğendiğim futbolcu Uğur Boral dır konuşucaksa evelemeden gevelemeden direk fikirlerini mikrofona söylüyor.
Galatasaray da geçen sene hocasız şampiyon olmuş fikrine çok karşıyım yahu bu adamlar 28 hafta kimle çalıştılar ? antreman yaptılar taktik aldılar? Son 6 hafta bu oyuncular hiç bir şey bilmiyorlardı da bir anda vahiy mi indi. Bu kadar emeğe saygısızlık olurmu siz 34 haftanın 28 indeki emeğe saygı göstermez tüm takdirleri üstünüze alırsanız böyle elinizde kalır koca takım.
Allah aşkına bir bakalım UEFA kupasında son 16 takımın başındaki Teknik Direktörlere hangisi daha önce hiç bir takımda 1 sezon tam olarak çalışmamış ? veya Euro Lisansı yok ? ben bilmiyorum ( zaten bu takımlardan 4 ünün hocası Türkiye de çalışmış ve bazılarını kovmuşuz!!!)
Dönüp Galatasaray a bakalım ? Buralarda barınmak çokça tecrübe ve Karizma işi . Galatasaray Kulübesin de bunlardan varmı ?Bence çok yok !!

Aragones e futbol bilmiyor , Gerets e bu nerden gelmiş , Löw ve Skibbe ye acemi ve stajyer , Hidding e "Köylü" , Tigana ya Biracı , Feldkamp a "Bunak" diyen bir ülkenin spor yazarları sizce Futbolu ne kadar biliyorlar ? Şimdi de Bülent Korkmaz a önce Efsane Kaptan büyük hoca diyorlar. Belki de büyük hoca olacak ilerde ama insaf ya Mustafa Denizli yi, Şenol Güneş i Fatih Terim i geçtim bu ligde 10 yıllardır teknik direktörlük yapan isimlere ayıp olmuyormu ? Yazı yazarken hiç mi düşünmessiniz? yorum yaparken hiç mi dönüp bir etrafa bakmassınız?

Skibbe Gitti , Lincoln de sona doğru gelindi şimdi oturup kına yakma zamanı bence!!!


22 Mart 2009 Pazar

Ali Sami Yen 'de ES-ES Rüzgarı

Galatasaray Uefa Kupasın dan elendikten sonra gözünü Super Lige çevirmişti, bu hafta ki tüm sonuçlar da Galatasaray'a avantaj sağlamış haftanın son maçını kazanmaları için tüm moral ortamı hazırlanmıştı.
Eğer moralle maçlar kazanılabilse idi her şey güzel olacaktı ama maalesef Bülent Korkmaz la çıktığı lig maçlarında enteresan goller atarak kazandığı ama futbol unun eskiye oranda daha geriye gittiği maçları sadece biz izlemişiz sanırım.Bir takım düşünün ki hucum yapacak ama oyun kuramıyor , defans yapacak ama Stoper bulamıyor sonra da bu takımın hedefi UEFA kupası olsun.İlginç olsa gerek. Fantezinin sınırları yok ne de olsa. Bu takım Arda-Lincoln-Kewel-Baroş 4 lüsü olduğu zaman başka bir futbol oynuyor . Bu dörtlü olmadığı zaman sıradan bir takımdan olmaktan öteye geçmiyor.
Bülent Korkmaz sanki kenarda maçı yönetmekten çok hala eski günlerdeki gibi maçı oynuyormuş gibi davranıyor anlık durumlara tepki verip taktiksel hatalara düşüyor.Mesela maçın içinde Kewell çıkarıp yerine Mehmet Güven i aldı amacı Ayhan ı Kewellın yerine geçirip Mehmet i orta sahaya aldı düşünce de doğru ama pratikte bir terslik var rakip 10 kişi Ayhan ı al ileri de Kewell ı neden çıkarıyorsun Barış ı al yerine Mehmet i koy tek defansif orta saha ile zaten takım oynar. 10 kişilik rakibe hemde Ali Sami Yen de hemde gol bulman gerekirken hala 2 defansif orta saha ile oynamak sanki kontradan 2 yi 3 ü yemeyeyimde rezil olmayayım düşüncesi gibi geldi bana.
Galatasaray elindeki Kewell ve Baroş u kaybetmeden daha kaliteli ve karakterli Orta saha oyuncuları bulursa takım olarak çok başarılı olabilir tabii ki deneyimli bir Teknik Direktör ile.
Eskişehirspor ise son derece koşan pres yapan mücadele eden kısacası Rıza Çalımbay ın futbol karakteri ile oynuyor.Başarılı şekilde pas yaparak orta saha kontrolünü ele alarak Galatasaray ı ilk yarıda iyice yordular ve ikinci yarı da 10 kişi olmalarına rağmen Batuhan çıktıktan sonra eksiklikleri hissedilmedi bile. Tebrikler Eskişehirspor ve Rıza Çalımbay a ....

Sivasspor Kaderini Ellerine Aldı !

Sivas'ta karşı karşıya gelen Süper Ligin lideri ve takipçisi birbirlerine diş geçiremedi. 1-1
Sivasspor maça beklediğim gibi agresif ve hırs küpü şeklinde başladı ki Fenerbahçe maçlarının ardından kriz geçiren ve 4 maç ceza alan Bülent Uygun un tüm medya ya tekrar ben en büyüğüm mesajını verebilmesinin en güzel yolu da sanırım bu maçı kazanmasıydı. Zaten bizim teknik direktörlerimizin bir ortak özelliği var üç büyüklerle oynanan ve naklen yayınlanan maçları kazanırlarsa şampiyon takımın hocası moduna giriyorlar.
Geçtiğimiz haftaların aksine Beşiktaş ise daha kontrollüydü ve Sivas ın üstünlüğünü kabul etti ilk 20 dakikada.Daha sonra oyunu dengeledi ve maç tam bir savaşa dönüştü her topun peşinde en az 2 yada 3 rakip oyuncu mücadele etmeye başladı.İlk maçın bir kopyası gibi goller arka arkaya geldi ve iki takımda disiplinini maçın sonuna kadar bozmadılar.
Her ne kadar iki takımın oyuncuları ve Teknik Direktörleri sonuçtan memnun olmadıklarını söyleselerden sanırım içten içe iki tarafta 1 puan almalarına cok da üzülmemiştir.
Başlıkta da dediğim gibi artık Sivasspor'un Kaderi Kendi Ellerin de . kendi maçlarını kazanırlarsa şampiyon oldular demekti.Ama diğer takımlar Sivas ın puan kaybetmesini beklemek zorundalar.

Trabzon Direkten Döndü

Maçın 90+3 üncü dakikasında Selçuk İnan ın kullandığı frikik doksandan geri dönünce Trabzonspor Antep deplasmanından eli boş döndü: G.Antep 3 - Trazbon 2.
Trabzonspor oynadığı son maçlarda aldığı sonuçlarla taraftarlarını oldukça üzmüş ve zirveden de uzaklaşmaya başlamıştı.Kötü gidişe son vermenin ve Sivas ve Beşiktaşın aralarında oynayacak olmasının da etkisiyle bu maçta etkili oynacaklarını düşünüyordum.Ancak Trabzonlu futbolcular ligin ilk yarısı boyunca kendilerini zirvede tutan etkenlerin çok koşmak, pres yapmak ve hızlı hucumlarla rakibi şaşırtmak olduğunu unutmuşlar.Takım oyunu oynamaya çalışıyorlar ama kopuk kopuk oynadıkları için maça hakim olamıyorlar.Maç içerisinde Trabzon daha aktifmiş gibi gözükse de Gaziantep kaptığı toplarla hızlıca rakip kaleye yönelmeyi iyi becerebilen futbolculara sahip olduğu için çok daha fazla sayıda gol pozisyonu buldu.Tabata bir Anadolu kulubü için büyük bir nimet maçın içerisinde 2 saniye içerisinde gol attırıp pozisyon bulabiliyor. Trabzonspor un da Tabata ya oynayacak alan bırakması da maçın içerisinde seyirlik zevki güzel pozisyonlar yaratmasını sağladı.Seyirciler açısından çok güzel bir oyun olduğunu söylemek gerekir.
Trabzonspor bu sene yaptığı yatırımlara devam edebilir ve seneye kadrosunu özellikle de yedek kulübesini zenginleştirebilirse bu sene kaybettikleri süpriz puanları kaybetmez ve şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olur.

Bursa da Bitmeyen Eziyet

Cuma akşamı 15-20 bin Bursasporlu zevkli bir akşam geçirmek için Fenerbahçe maçına gelmiş.Ancak iki takımında zevksiz ve isteksiz oyunu hiç çekilecek gibi değildi.Neyseki maçın son 5 dakikasında gelen goller Bursa seyircisinin yüzünü güldürdü: Busaspor 2 - Fenerbahçe 1
Bursaspor da Sercan belkide bu sezonun en iyi oyunlarından birini oynamasına rağmen son vuruşlardaki zayıflığı nedeni ile gol atamadı. Bursaspor Ertuğrul Sağlamın gelişi ile az gol yemeey çalışan , çok koşarak alan darlatmaya çalışan defansif özelliği öne çıkan bir takım olmuş.Bu şekilde ligde zorlanmadan orta sıralarda yer bulurlar kendilerine ama daha ilerisi için biraz da iyi futbol oynamak lazım , sadece bireysel yetenekleri olan oyuncularla hucum yapmak yeterli olmayacaktır.Bunun yanısıra belkide gecenin futbol adına en ilginç olayı Guizan ın 4.dk attığı golle Luganoyu yakalaması oldu. Taraftar Luganoya pankart açmasında kime açsın!!
Fenerbahçe için yazılacak çok şey var ama Aragones maç sonrası demecinde kimsenin dikkat etmediği yada etmek istemediği sözleri bence herşeyi özetliyor : " anlamadığım şeyler oluyor sahada " . Bu cümle çok manidar. Sanki sahada oynanan oyun benim istediğim yada öğrettiğim şeyler değil demek istermiş gibi. Futbolu eleştirmek kolay ama oynadıkları şey futbola sadece görüntü itibarı ile benzediği için yorum yapmak güç. Kimse söyleyemiyor ama bu takımın futbolcuları sanki Aragonesi göndermek için uğraşıyorlar.Yoksa bir hafta da iki Sivas maçında o kadar koşup mücadele edebilen oyuncular ne oldu da iki haftadır yürüyorlar ? Bunu iyi düşünmek lazım...
Bu takımda Fenerbahçe düzeyinde takımlarda forma giyemeyecek oyuncular var, ama yokluktan mıdır yoksa Arogonesin bazı kişilere mesaj vermek derdinden midir bilinmez takımda yer buluyorlar yada kötü oynayan takımı ayağa kaldırmak için sonradan oyuna giriyorlar. Unutmayın Arogones çok inatçıdır ama kendi bindiği dalı da kesecek kadar tecrübesiz biri değildir. Takımındaki en yaşlı oyuncu bile doğmadan Teknik Direktörlük yapıyordu Aragones.

20 Mart 2009 Cuma

Tek Suçlu Lincoln!!

Bülent Korkmaz sanki şu Lincoln den nasıl kurtulurumun derdine dümüş, tüm basın camiası ile birlikte; tamam bu adam matah bir profesyonel değil ama oyunun kaderini de etkileyecek yetenekleri var. Bunu en önemli maçlarda değil oyuncuyu almadan düşünecektiniz aldınız madem 3-5 maç daha sabredip sezon sonu ne isterseniz yapın.Yok illa günah keçisi olacak biri lazım.Adam mücadele etmiyormuş arkadaşlarına ayıp ediyormuş yahu bu oyuncu koşsun mücadele etsin diyemi alındı. Diğer 10 fubolcu koşsun mücadele etsin bu 10 numaralı forma da arada bir güzel hareket yapıp maçı çevirsin diye alındı. Belkide 90.dakikada bir frikik atıp turu kurtaracaktı. Yok ama herkes kendini kurtardı şimdi tek suçlu Lincoln.
Adamı kritik anda oyundan alıp tüm tribünlere alın size Lincoln demek bence bir Teknik Direktöre yakışmadı. Ama tüm basınımızda bir kurban oldumu hem yorum yapmak hemde yazı yazmak kolay oluyor işlerine geliyor.
Durup bir sormak lazım : Uefa kupasını hedefleyen bir takıma yakışmıyor bu adam tecrübesiz deyip , hiç bir şekilde saygısızlığını yada kötü bir davranışı görülmeyen Skibbe yi gönderip yerine tüm Teknik direktörlük tecrübesi 30 civarı maç olan ve bu maçlarında büyük kısmını küme düşmeye oynamış ve düşmüş Erciyessporda olan Avrupa standartlarında Takım çalıştırma lisansını henüz almamış bir teknik direktörü getirenlerin suçu Lincoln den azmı ?

Boğaz Trafiğe Kapandı: Gs 2- Hamburg 3

Galatasaray UEFA kupası macerasını Hamburg maçı ile kötü bir şekilde noktaladı:2-3
Dün gece Ali Samiyen Stadında bir insanın hayatında yaşayabileceği tüm duygular yaşandı aslında.Maçtan önce herkesin hayali aynıydı: Kadıköy de Final.İlk yarı biterken Hamburg lular kendi liglerini düşünüyorlardı artık umutları yoktu.Galatasaray cephesinde ise bayram havası ve mutluluk hakimdi.Maç 2-1 olduğunda hem sahada hem de tribünler de endişe başlamıştı aynı anda Hamburg ta da tüm o hayal kırıklığı gitmiş yerine umut gelmişti.Çok geçmeden maç 2-2 oldu Galatasaray da endişe yerini korku ve paniğe bırakmış, Tribünler ise umutlar tükenmeye başlamışlardı. Ve son düdük le beraber bir yanda Lincoln e öfke , üzüntü , gözyaşı mide ağrıları ; diğer tarafta ise bir mucizenin gerçekleşmesinin şaşkınlığı ile gelen büyük bir sevinç vardı.
Galatasaray enteresan bir kulüp geçen sene 6 hafta kala Teknik Direktör kovup şampiyon olmalarının 100 yılda bir olabilecek bir şans olduğunu biri onlara anlatmalı hatta tarihi istatistikleri göstererek kanıtlamalı.Yoksa alışkanlık haline gelen anlamsız hareketleri yapmaya devam edecekler galiba. Spor basınımızda genel bir kanı hakim Meira iyi oynamamış o yüzden eksik sayılmazmış.Heralde herkesi Ay da yaşıyor sanıyorsunuz ? bu Meira nerden geldi ? kariyeri nedir? Portekiz Milli takımında kaç kez oynamıştır? uluslararası oynadığı maç sayısı kaçtır? tamam oyuncu formsuz olabilir , hatalar yapıyor da olabilir ama tecrübe denen bir şey var tüm spor dalları için en kritik anlarda stres ile ortaya çıkan hataları en aza indirilmesinde başrolü tecrübe oynar. Dün gece ki maçı izleyenler heralde bunu çok acı şekildehatırlamışlardır.
Gelelim Bülent Korkmaz a senin kulübende asıl mevkisi stoper olan bir oyuncu varmı yokmu ?
varsa neden oynatmassın? Bülent Korkmaz değilmi ki ilk A Takımı maçını Monaco ya karşı oynayan? Eğer genç fubolcu Semih bu takımda oynayamacaksa ne işi var orada yollayın gitsin. Oynatamayacağın adamın ne işi var Galatasaray gibi UEFA kupasını almış ve tekrar almaya çok yaklaşmış bir takımda. Peki bu takımın Paf takımı maçlarında stopersiz mi oynuyordu , bu oyuncuyu hiç mi izlemediniz? Yeterli görmüyorsanız neden Pro lisans verdiniz. Aklım almıyor.Büyük kazançlar büyük risklerle alınır , risk almadınız da ne olsu sayın Korkmaz. Belkide yenilen ilk 2 golden birinde ayağını soksaydı ve golü önleseydi Galatasaray yeni bir oyuncu parlatacaktı. Bu altyapılardan gelen futbolcular eğer bu kadar zor bir durumda bile oynamayacak kadar yetersizse kimse kusura bakmasın ama onları boşuna heveslendirip A takıma çıkarmayın.Arda değilmiydi beğenilmeyip az daha satılacak olan oyuncu ? Siz beceremediniz Manisaspor Arda yı oynatma cesaretini gösterdi.

16 Mart 2009 Pazartesi

61 BALON GÖRDÜM SANKİ !!

Trabzon - Galatasaray maçı haftanın en çok merakla beklenen karşılaşmasıydı. Stoper oyuncusu kalmayan , Avrupa da sakatlar ligi kurulsa belki de namağluğ şampiyon olabilecek kadar sakatı olan Galatasaray ile 2 hafta üst üste evinde kaybeden ve liderliği bir türlü alamayan Trabzonspor yenişemedi : 2-2

Bülen Korkmaz 'ın Galatasaray a gelişi hemen belli oluyor. Takımda yere yatan kalkmıyor , rakibe ve hakeme el kol hareketi standart olmuş, artık tribünleri provakasyon da gündemde. Oyunculuğu sırasında hırs küpü olan Bülent Korkmaz maçlarda profesyonel anlamda avrupalı olan ilk Türk oyunculardan biri idi , iterdi , konuşurdu sert oynardı ve sürekli maçın atmosferini maksimumda tutar ve takımının rehavete kapılmasını engellerdi. Bunu yaparken de hakem , rakip oyuncu yada seyirci dinlemez her türlü "oyun elemanını" adeta sinir eder tahrik eder gerekirse kavga ederdi. İşte şimdi de takımı bunu yapıyor.Ama futbol anlayışı sanki hala küme düşmemeye çalışan bir takımın başındaymış gibi. Maç 2-1 olmuş Trabzon bastırmaya çalışıyor. Arda-Baroş-Ümit neredeyse topla buluşamıyor, oyuncuları yorgunluktan iyice hırçınlaşmış o sırada takıma müdahale edip Lincoln'ü oyuna alsa Ümit'in yerine; Ardayı sola çekip Baroşu tek bıraksa ileri de, sanırım Galatasaray maçı rahat bir skorla alabilirdi. Ama ona cesaret edemedi.Yada Lincoln e uyarı amaçlı yedek bekletti ki bu da kendi karizmasını algılayamadığı düşüncesini getirdi aklıma.Ceza vereceksen hiç alma kadroya kes biletini bitir işini yada "sıkıyorsa" Hamburg maçında oynatma . Karizma başka bir şey, büyük hoca olmak için büyük riskler alacaksın. Onu kulübe de tutarak kimseye bir mesaj veremedi bence hatta maçtan sonra Hasan Şaş bir cümle içinde "Lincolnün morali bozuk değildi normal karşılıyor, Umarım çıkar Hamburg maçını alır" şeklinde bir açıklama yaptı. Mesajın kime gittiği anlamak isteyene göre değişir ama bence sanki hoca ya gitti .
Bizim ülkedeki futbol ve hakem yorumcularının bir çoğunda görme -algılama ilişkisi sıkıntılı. Özellikle dün bundan emin oldum.Bir pozisyonda Arda topu saklamaya çalısıyor arkadan Song , Egemen ve sanırım Tayfun topu almak için faulle karışık sıkıştırmışlar . Ayhan koşarak olay yerine yetişiyor ve bir tekme sallıyor , tekmesi o sırada ayağını sallamakta olan Egemenin ayağına geliyor ve onunla birlikta Arda yı biçiyor. Arda yerde kıvranıyor. yorumlara bakıyorum bunu yapan Egemene kırmızı kart kesin diyorlar. Yahu Ayhan olmasa Egemenin ayağı o kadar sert gelmeyecek Arda'ya .
Hakem ise adeta Ümit Karan dan özür diliyordu ilk yarı boyunca.ikinci yarıda ise tamamen kontrolü kaybetti ve neye ne çaldığı yada çalacağı belli olmayan bir düdükler silsilesi ile maçı adeta oynatmadı. Neredeyse bir düdük festivaline gelmiş.
Trabzon taraftarları geçen haftadan ders almamışlar.Geçen maç 61. dakika kutlaması yaparlarken kale çizgilerinden çıkarılan topu fark edemediler bile, neredeyse rakibin golü esnasında Avni Aker de kutlama olacaktı. Bu hafta takımları tam Galatasarayı sıkıştırıyor hop konfetiler sahada , hop 61. dakika balonlar sahada maç 3 kere 3-4 dakika durdu. Bunlardan biri elektrik kesintisinden diğer ikisi ise Taraftarın sahaya attığı kutlama metaryelleri sayesinde oldu.

Trabzonun kadrosu bu , yedek kulübesi bu kadar , golcüleri 10 pozisyondan birini atabiliyor, orta sahası mücadeleci press yapan ama iş hucuma gelince yetenekleri kısıtlı olan bir yapıda. Sadece defansı ve kalecisi diğer şampiyon adaylarının kadrosu ile mücadele edebilecek düzeyde . Yinede aldığı puan ve ligdeki pozisyonu takdir edilmeli.

26. HAFTAYA YOLCU KALMASIN!

Beşiktaş bu lig de ki en zor rakiplerinden biri olan Samet Aybaba engelini zor da olsa geçti:3-0.
Senelerdir eski kaptanının başında olduğu takımlara şansı tutmayan Beşiktaş ligin 2. yarısında ki çoğu maçta olduğu gibi zorlaya zorlaya sonuca gitti. 4-3-3 ün değişik bir versiyonunu oynayan Beşiktaşın en büyük şansı süperstar statüsünde oyuncusu olmaması, her oyuncu kendini takımda eşit oranda sorumlu hissediyor bu da sahanın her yerinde koşan mücadele eden bir takım meydana getiriyor. Özellikle yabancı futbolcuların hem basın ile ilişkileri hem takımdaki yerli oyuncularla ilişkileri bir çok takımın aksine takımda sorun olmak yerine yönetimin ve M.Denizlinin elini kolaylaştırıyor. Örneğin Nobre hafta içinde kendi evinde takım arkadaşlarına yemek veriyor ve işte Brezilya yemeği böyle olur diyebiliyor. Yada Antepli Ekrem maça başlarken Fransız Cisse ile bir çeşit rituel hareketler yapabiliyor. Fabian arkadaşlarına çıkın ileri ben arkanızı kollarım diyerek üstüne düşen "futbol işçisi" görevini tam olarak utanmadan alıyor. Öyleki golleri başkası atsa bile hep beraber şampiyon olacaklarının farkına varmışlar. Maç için söylenecek şey ise 2009 yılının en çok puan alan iki takımını karşı karşıya getiren bir oyundu. Gençlerbirliği 4 maçtır gol bile yememişti. Çok koşan iki takım ilk saatte gol bulamadı ama Beşiktaşın gollerini 60 dan sonra bulacağı sanki belli oluyordu. İlk golden sonra Gençlerbirliği 500 dakika sonra yediği gole isyan edercesine Beşiktaşın üstüne gelince 4-3-3 oynayan her takımın istediği bir sahne çıktı Kartalların önüne. Gerisi de bekle kontrol et pres yap koş ve aldığın topları rakip kaleye en kısa sürede ulaştır. Sonuçta Beşiktaş M.Denizli nin istediği şekilde (Konya maçı hariç) Sivasspor maçına geldi. Artık kimsenin puan kaybetmesini beklemelerine gerek kalmadı.Kendin çal kendin şampiyon ol noktasına geldiler. Gençlerbirliği çok iyi mücadele etti ve paslaşarak oyun kurmayı tarz edinmişler , şişirme toplarla yada kontra ataklarla beraberlik peşinde koşmadılar. Düşünceleri bu maçtan 3 puan almaktı. Bu tarz takımlara ayrıca ödül verilmeli.

14 Mart 2009 Cumartesi

KÜMEDE KALMAK İSTEYEN FENERLE OYNASIN

Fenerbahçe yine küme düşme mücadelesi veren takımlara puan dağıtmaya tam hız devam ediyor. Hemde artık deplasman zorunluluğuda kalkmış. İlk yarı aslında Fenerbahçe nin bu maçı alacağı şeklinde geçiyordu, belki ahım şahım bir futbol yoktu ama genede Fener bu maçı alır gider diyordu insan . Hele ki 2. dakikada gelen gol ile maç tam Fenerbahçe sistemine dönmüş Kocaeli kaybedecek bir şeyi olmadığı için açılmış ve ilerde basmaya başlamıştı. Ama ne olduysa 2. yarıda oldu : Kocaeli sıkıştırmaya başlamış Fenerbahçe de geri çekilmek zorunda kalmıştı.55 ve 60. dakikalar arası bir anda Fenerbahçe ayağa kalktı : ard arda kornerler ve Alexin son anda çıkarılan şutu derken Aragones ; hiç beklenmedik tahmin edilmesi imkansız !!!! değişiklikleri ile kanat adamlarını değiştirdi. Hemde öyle bir değiştirdi ki Uğur un yerine Guiza girdi .Bu adam tam bir zarar ( eski tabirle kımıl zararlısı ) hele ki Uğur Boral ın yerine girince o kanat buz pateni pistine döndü.Selçuk un yerine de İspanya nın en iyi 3 defansif orta saha oyuncularından biri olduğu iddia edilen Josico girince Fenerbahçe savunmasından dönen tüm toplar Kocaeline gelmeye başladı. Kaçılmaz olarak bu kadar top gelirse ceza sahanıza bir tanesi de gol olacaktı ve oldu :1-1

Fenerbahçenin oynamak istediği Futbol muhteşem ama bu futbol için orta sahada ki oyuncular ve forvetlerin bu sisteme göre olması gerekiyor. Forvetleriniz hem golcü hemde orta saha özellikleri olan oyuncular olmalı Semih bu kategoriye giriyor ama başka yok . Orta saha oyuncuları ise hem defansif hemde ofansif olarak meziyetli olmalı maalesef onlardan Fenerbahçe de yok .( Emre çok iyi oynarsa oluyor ) Eğer Aragones takımın başında kalır ve Fenerbahçe ye 5-6 tane çok iyi oyucu alınırsa Aragonesin felsefesi ile oyanan takım Türkiye Liglerini 3-4 yıl domine eder ve çok büyük puan farkları ile şampiyon olur.

11 Mart 2009 Çarşamba

ADIOS AMIGOS .. BU LIVERPOOL BAŞKA LIVERPOOL


Real Madrid Liverpool maçını herkes merakla bekliyordu. İlk maçta ki Liverpool galibiyetinin (1-0) ardından Anfield Road da zor bir maç olacağı tahmin ediliyordu. Ancak Liverpool premiere Lig teki istikrarsız görüntüsünün aksine herkese tam bir kupa takımı olduğunu adeta haykırdı: 4-0. Maça adeta piranha sürüsü gibi başladılar ve 90+3 te hala press yapıyorlardı. Bu sene izlediğim en iyi Liverpool vardı sahada.El Ninio ve Gerard ın hırsı tüm takımı ateşledi ve daha 10. dakika da turu geçecek takımın adı belli olmuştu.

Real Madrid takımı ilk yarıda bu inanılmaz pres karşısında adeta çöktü, faul atışları ve şişirme toplar hariç ilk defa Liverpool ceza sahasına paslar ile geldiklerinde maçın 35. dakikası olmuştu bile.Ben Galacticosu geri istiyorum Hollanda milli takımını izler gibi hissediyorum kendimi arada da genç İspanyollar var ve tabiki de Raul. Belki çok koşuyorlar ama sanki biraz karizması eksik bu takımın.Hocasının da 2. şampiyonlar ligi maçı olduğu düşünülünce Real in durumu sıradan olmaktan öteye geçemiyor.


Maçın son 5 dakikasında Anfield tribünlerinden yükselen Adios (güle güle) sesleri Real li oyuncularında artık Madrid uçuşunu düşünmeye başlamalarını sağladı sanırım. Ve finalde yine o muhteşem klasik "You'll Never Walk Alone" çeyrek finaldeki rakibe adeta mesaj veriyordu.































10 Mart 2009 Salı

VE FAIR PLAY..

Bu hafta sonu spor programlarının ratingleri tavan yaptı.Nedeni ise Emre Belözoğlu , Bülent Uygun , Roberto Carlos ve Volkan Demirel gibi sporcularımızın bu haftaki centilmence ! hareketleri idi.

Emre Belözoğlu , futbol litaratürüne yeni bir hareket kattı ve tüm spor programlarında uzun uzun konuşuldu. Herkes Emre nin bunu yapmaması gerektiğini yakışmadığını söyledi özetle .Bunu hiç anlamayacağım sanırım yahu neden yakışmasın ki ?
  • Emre değil mi İsviçre maçında 4 maç ceza alan,
  • Emre değil mi Basın tribününe kol böreği yediren ,
  • Emre değil mi Premiere Lig de Irkçılık nedeni ile soruşturma geçiren ,
  • Emre değil mi Soyunma odasında Jardel e saldıran ,
  • Emre değil mi Newcastle antremanında arkadaşına kafa atmaya kalkan ?
Bütün bunları tüm spor yazarları bilmiyormu ? Elbette biliyor ama Emre nin seven abilerinden korkanlar bir türlü gerçekleri göstermeye devam edemiyor. Bu sporcu sizce ingiltere de neden oynayamadı ? düşünen olmadımı hiç ; Tugay 38 yaşında oynarken Emre oynayamadı . Oynayamaz da .. O yüzden de konuşmaya bile değmez geçelim.


Bülent Uygun ;

"Herkesin sempatisini kazanmış bir Teknik Direktör ve Takımı Sivasspor " Diye bir laf dolaşıyor tüm basıında nerden çıkmış anlamış değilim ? Sorun bakalım Galatasaray lılara , sorun bakalım Trabzonlulara ne diyecekler ? bu ayrı bir konu ...
Ben Sayın Uyguna sormak istiyorum Eskişehir maçında , Bursaspor maçında ki hakemler acaba tarafınıza destek vermek amacı ile bilinçli olarak mı karşı takımlar aleyhine hatalar yaptı ? bu hakem eğer art niyetliyse diğer hakemler destek kuvveti miydi diye sorarlar insana .
Bugünün geleceği geçen haftadan belli olmuştu.
8 yemem 6 yemem tarzı iddialı ve sataşan konuşmaları yaparken
bir dönüp bakacaksın ben neredeyim ? Ben Morinho muyum yoksa daha yeni Teknik direktör olmuş tek başarısı Lig 4. sü olmak olan sıradan bir takım ile başarıları yakalamak isteyen ve o yolda ilerleyen birimiyim.
Önce tevazu gösterip kendini methetme işini başkalarına bıraksanız olacak belki işler ama maalesef bizim Futbol dünyasında insanlar kendilerini ulu insan olarak görmekteler belki de futbol oynamasa sokakta iş bile veremeyeceğimiz insanlar İDOL rolünü oynamaya çalışıyorlar ve sonuçta da böyle fireler ortaya çıkıyor . Daha bu başlangıç 2 hafta daha hakem hatası olursa ne yapacak Bülent Uygun. Son bir merakım daha var öyle 15 bin seyircinin önünde hakeme dikleniyorsun da sokak ta da yapabilirmisin ? Yada sana biri o hareketi yapsa tepkin ne olur
biraz daha sakin olmak ve mütevazi olmak sanırım herkesin yapması gereken bir şey.


Vokan Demirel ; bu futbolcuyu seversiniz sevmessiniz ki ben pek beğenmem , ama hakkını vermek lazım içinden ne geçiyorsa yapıyor. Hiç el kol hareketi ile tehdit etmiyor kalkıyor bodoslama adama dalıyor. Yanlış yapıyor olabilir kırmızı kart ta görüyor ama cezasını da çekiyor , sanırım seven abileri çok değil. Ne olursa olsun Kayseri maçında kaburgalarına gelen öyle bir sorumsuzca tekme ve düşünün ki hastane de 4-5 dikiş atılmak zorunda kalınılan bir yara ... hangimiz olursak olalım o anda bunu yapana sallardık tekmeyi Volkan da aynısı yaptı , şimdi Volkan'a 2 maç 3 maç ceza verilsin psikolog tutsun diyen yorumcular ya sinirleriniz alınmış yada yazdığınız ayıp farkında değilsiniz. O pozisyonda karşı takımın futbolcusu bir kaleci topu alabilecek pozisyonda iken o şekilde ayağı direk rakibe gelecek şekilde kayarmı ? Ben hakem olsam ikisine de sarı kart verir ve raporuma volkan hastanelik olmasına neden olacak kadar ciddi acısının verdiği refleks ile ayağını savurmuş ve rakibe vurmuştur. Bunu bir refleks olarak gördüm ve sarı verdim yazardım.

Roberto Carlos , muhteşem sol bek Carlos bu hafta frikiği ile değilde "kafadan kontak " işareti ile gazatelere ve haberlere girdi. Adam Brezilyalı
işte aklına gelince pek takalamıyor kimseyi. Hakem sanırım aynı anda 2 kırmızı kart vermeyi maçın gidişatı açısından doğru bulmadı yoksa olay burnunun dibinde oldu. Daha sonraki hareketi ise Tolunay Kafkas a oldu ancak tarafsız gözle bakabilenler aslında Carlos un hiçte agresif bir şey yapmadığını aksine "hocam sakin ol bir şey yok " tarzında bir şey yapmaya çalıştığını anlayacaktır. Bir de anlamıyorum bazıları hop haddini bil vs. tarzında bir şeyler yazıp çiziyorlar , benmi yanlış biliyorum yoksa Roberto Carlos 120 den fazla Şampiyonlar ligi oynamış , dünya kupası kaldırmış, Şampiyonlar ligi şampiyonu olmuş, İspanya şampiyonlukları görmüş , Becham ın hakkında "onunla oynama şerefine erişmek benim için çok büyük bir olaydır" sözüne nail olmuş Brezilya Milli Takımında defalarca oynamış olan Roberto Carlos değilmi ?

8 Mart 2009 Pazar

KARTAL ZİRVEYE KONDU !

Beşiktaş zor geçmesini beklediğim Hacettepe maçını zorla da olsa 3-2 kazanmayı başardı ve haftalar sonra zirveye ortak oldu. Maça iyi başlayan Kartallar Delgado nun güzel golü ve Nobre nin Kafası ile 18. dakikayı 2-0 la geçtikten sonra rehavete kapılınca Hacettepe nin golünü kalelerinde gördüler. Aslında Hacettepe tam havlu atmış moralleri düşmüşken bulduğu gol ile maça tekrar asılmaya başladı ve Beşiktaşa sahanın her yerinde basmaya başladılar. Eğer ikinci yarıda Kaleci Recep in hediyesi olmasa beşiktaş çok daha sıkıntılı bir sonuç alabilirdi. Bu takımda ayağında top tutacak , oyunu soğutacak kimse yok bu maçta daha iyi anladım. İlk yarı Hacettepe kendi sol kanadını kayak pisti gibi kullandı , Ekrem de gelenleri seyredip , puan veren Kayak hakemleri gibiydi. Ama sanırım Mustafa Denizli maçı aynadan seyrediyordu, Üzülmezi çıkartıp yerine sağ tarafa Serdar Kurtuluşu sola Ekremi aldı. İkinci yarı bu sefer de Hacettepe hem sağdan hem soldan etkili olmaya başladı. Serdar Kurtuluş sanırım takım arkadaşlarının niye bir çizgide beraber durduğunu bilmiyor olsa gerek ki Beşiktaşın yediği 2. golde ofaytı 10 15 metre bozarak seyircilerin bir gol daha seyretmesini sağladı. Ekrem aynen ilk yarıdaki Kayak hakemliği görevine devam ederek yine saç baş yoldurdu. Bu oyuncunun hiç ortası yok ya çok iyi yada çok kötü oynuyor. Her Beşiktaş maçında olduğu gibi taraftarlar yine zevkli ama kalp krizi geçirtecek bir maç izlediler.
Fabian"" Maçın yıldızı Fabian dı tam bir takım oyuncusu her kademeye gitmeye ve yardıma çalışıyor ama 70.dakikadan sonra oda yoruldu.





Son söz de hiç susmayan ve sanki İnönü stadındaymışçasına organize olan aynı tempoda tezahürat yapan Beşiktaş taraftarına :
Şampiyonluk size yakışır
...

7 Mart 2009 Cumartesi

IVANKOV'UN HEDİYESİ

Dün oynanan Galatasaray - Bursa maçı hakkında bir şeyler yazmak çok anlamsız geliyor aslında çünki sahada oynanan oyun hiç tat vermedi. Galatasaray çok kötüydü , defansta Servet ortasahada Arda ve Mehmet Topal olmayınca Galatasaray sıradan bir takım oluyor. Bursa ya gelecek olursak "adam gibi adam " Ertuğrul Sağlam ın oyun felsefesi zaten pek tat vermez ama bir de Bursasporun oyuncu kalitesi de yerlerde sürününce tam bir felaket olmuşlar. Öyle ki 2. yarıda Galatasaray özellikle 70. dakikadan sonra sahadan kayboldu , futbolculardan bazılarının yürüyecek hali kalmadı.Buna rağmen Bursaspor üst üste 2 pas yapamadığı için son dakikada ki biri penaltı olması gereken diğeri ise De Sanctis in parmakları ile kurtardığı 2 karambol dışında rakip ceza alanına dahi giremedi.Bursaspor un bu kadrosu ile bir şeyler yapması çok zor.Kendilerini yıldız olarak lanse eden genç oyuncular ise elde patlayan bombalar misali büyük maçlarda kendilerine oynamaya çalışıp takımı bozuyorlar.
Bir de esas bomba Ivankov var tabii dün kötü bir gecesindeydi ve bunun cezası takıma ağır oldu. Kendisine verilen geri pasında Aydın'ı tam 12 den vurmak sureti ile Galatasaray a 1 gol hediye etti. Bursa sporun ilk yediği golde her ne kadar Baroş a yazıldı ise de , kendi kalelerine attıkları bir goldü.


Bülent Korkmaz ın ilk 3 maçında 3 galibiyet alması kendisi açısında çok rahatlatıcı ve güven verici olmuş olmalı ama umarım bu maçlarda takımının futbol adına pek bir şey yapamadığını ve rakip takımların da oldukça cömert davrandıklarını görmüştür. Yoksa Hamburg maçında çok enteresan bir sonuçla karşı karşıya kalabilir.

5 Mart 2009 Perşembe

Küçük Çocuk (1)

Hayatta her gün ayrı bir ruh hali ile yaşıyoruz. Bir gün fındık kabuğunu doldurmayacak bir şey için üzülüp kahrolurken , başka bir gün çok sevdiğiniz birisi öldüğünde ayakta durup sakinlikle yapılması gereken işleri yapabiliyoruz. Bu da sanırım insanları diğer yaratıklardan ayıran önemli farklardan biri olsa gerek diğer canlıların verdiği yada vereceği tepkileri bilebilmek daha kolay ama bir insanın tepkileri tamamen kendisinin ve yaşadığı hayatın bileşkesinden oluştuğu için tahmin etmek zorlaşıyor. Bir insanın nasıl yaşayacağını seçmesi pek mümkün olmuyor , 8-10 yaşlarında hayalini kurduğu şeyler bir anda çok uzaklarda kalıyor , ve bir daha yakalanması mümkün olamayabiliyor. İşte bu durumlarda insan tamamen hayattan kopuyor ve sadece o günü yaşamaya başlıyor. Sıradan bir yaratık gibi kalk , karnını doyurmak için savaş, akşam olunca yatağa girip uyumaya çalış.Çocukken yatağa yattığınızda hayaller kurarsınız ne oldukları önemli değildir ama hep bir şeyler düşlersiniz; ama hayattan kopunca insan kendisini zorlasa bile artık o hayalleri kuramaz olur. İşte o zaman artık sıradan bir yaratık olmuşsunuzdur. Daha fazlası değil. Herkese size hayallerin peşinde koşacağına çalış işin olsun vs.. der aslında bunu derlerken kastettikleri şey sizin de sıradan olmanızı istemeleridir. Çünki onlarda artık hayallerinden uzaktadırlar ve hayatın koşuşturmasında sürünmektedirler ve en kötüsü de bunu bir zorunluluk değilde olması gerekenmiş gibi kabul etmeleridir. Siz ne kadar mücadele etsenizde o büyük topluluğa karışıyorsunuz ama eğer bunun bir mecburiyetten olduğunu , şartların zorladığı bir olay olduğunu unutmassanız içinizdeki küçük çocuk zaman zaman size yeniden hayaller kurdurabilir. Ama bunun için gerçekten güçlü olmak gerekiyor. O kadar garip ki bir anda aldığınız yüzlerce minik önemsiz gibi duran kararlar tüm hayatınızı etkiliyor ve hiç bir zaman da içinizdeki o küçük çocuğa hiç danışamıyorsunuz bu kararları alırken. Halbuki sizin siz olmanızı sağlayan o küçük çocuktur en başında hayatın; onu bir kenara koyarak acımasız global dünya sularında yelken açarken o küçük çocuğa hep acı çektirir, anlamsız hayat gerçekleri ile gün be gün yavaş yavaş öldürürsünüz onu en sonunda. Ondan sonra da o
tutunacak bir dal ararsınız. Kimileri modern şeylere tutunmaya çalışır psikolog , sosyal ortamlar yada eğlenmek için programlı bir şeyler. kimi leri de insanlık tarihinin hiç vazgeçmediği şeylerde arar kurtuluşu felsefik şeylerde , din de , tanrıda . Ama kendi içlerinde öldürdükleri o küçük çocukta aramaz kimse .....

4 Mart 2009 Çarşamba

Kupa da Fenerbahçe Rüzgarı

Fortis Türkiye kupasında 2. yarı final maçıda oynandı : Fenerbahçe 3-1 Sivasspor.
Hafta sonu Lig de oynanan maçı 4-2 kaybeden Sivasspor kupa maçında da Fenerbahçe'ye rakip olamadı. Bu sefer ki maça daha kontrollü bir oyun anlayışı ile çıkan Bülent Uygun un takımı hafta sonunda ki gibi bu maşı alır gideriz havasından uzaktı. Gerçi Fenerbahçeli futbolcular gene aynı hırsla oynadılar ve bu sezon başından beri hiç görülmediği kadar koşup pres yaptılar.Her iki takımda koşunca Fenerbahçe nin futbolcu kalitesi ağır bastı.

Guiza yedek oturduğu maça 2. yarıda oyuna girse de yine gol atamadı. Sezon başında bu Futbolcu nasıl gol kralı olmuş ? kariyer ortalaması nedir? nasıl bir takımda nasıl bir futbol oynuyor bakmayanlar haftalar geçip sezon sonuna yaklaşıldıkça hala Guizanın koca sezonda 5-6 gol atmasının şaşkınlığını yaşıyorlar. Ne diyelim en azından sinir sistemi sağlam çıktı da 2. bir Kezman vakası yaşanmadı henüz.
Edu Dracana da bir süredir sakatlığı
sebebi ile takımından uzak kalmıştı ,
maça 2. yarıda giren ve bir de gol
bulan Brezilya'lı sakatlığı üzerinden
atmış gözüktü.

Bu sonuçla Fenerbahçe 26 yıldır uzanamadığı Kupaya bir adım daha yaklaşmış oldu. Sanırım bu sene büyük bir süpriz yaşanmassa finalin adı Beşiktaş - Fenerbahçe olacak gibi...




Ankara da Kupa beyi !!


Beşiktaş Türkiye Fortis Kupasında Ankara'da Ankarasporu 3-1 le geçti, geçti ama sanırım yine taraftarların aklında soru işaretleri kaldı.

Maçta en ilginç kare ise tello nun omuzuna gelen cisim oldu.Bir süre oyuncular ve izleyiciler ne olduğunu anlayamadıkları cismi tartışırken yakın çekimler de soba bacası kapağı olduğu anlaşılan nesne Hakemler tarafından rapor edilmek üzere belki de hatıra olsun diye alındı.

Maça gelince ilk yarı Beşiktaş sürekli topla oynayan takım olurken karamboller ve şişirme toplar dışında rakip kalede etkisizde bir de ilk Ankaraspor atağının Penaltı ve gol ile sonuçlanması akıllara Super Lig de ilk yarıda oynanan maçı getirdi. Ancak enteresandır haftalardır kalesinde fantastik goller gören Ankaraspor dün akşamda bu golleri yemeye devam etti . Önce Delgado 30 metreden kalecinin de yardımıyla skoru 1-1 yaptı ve ilgnçtir Delgadonun ilk yarı boyunca olumlu tek hareketi buydu.
ikinci yarıya Ankaraspor etkili başladı 16 dk lık guzel futbollarını sonuca dönüştüremediler ve yine fantastik bir golle 2-1 geriye düştüler.Holoskonun , Nobre nin indirdiği topa dönerek yarı vole vuruşu gol oldu.Son dakikalarda oyna giren Yusufun sokak futbolu golü ile sonuç belirlenmiş oldu: 3-1.

Beşiktaşın iyileri yine Toraman , Ernst , Nobre Sıvok olarak sayılabilirdi. Ancak ben Ernst ün yakında zatürre den yataklara düşeceğine ve bu bahane ile ülkesine döneceğini düsünmeye başladım , 70. dk sonra Fabian ın yürüyecek hali kalmamıştı. Sanırım Mustafa Denizli henüz iflas etmemişken Ernst ü tepe tepe kullanmak niyetinde . Koş koş nereye kadar?
Bobo Delgado hiç yoklar. Tello serbest oyuncu , iki kanat adamı Üzülmez e saygımız sonsuz ama sakatlıktan dönen Ekrem henüz kayıplarda. Böyle olunca defansif orta saha oyuncularının pestili çıkıyor. Delgado yada Yusuf oynadığı zaman Beşiktaş'ın gol pozisyonu vermeme şansı yok gibi neredeyse.


Holosko çok güzel bir gol attı ama onun dışında eski gücünden uzaktı.
Mustafa Denizli tam bir Protest adam: iki forvet ile zorlanıyorum diye nazlanıyor ama birde arkalarına 10 numara koyuyor? bu ancak Protest bir zihniyet olsa gerek . Ya hocam bırak bu 10 numaraları da 4 lü orta saha oyna Tello-Ernst-Sivok-S.Özkan önlerine de Bobo Nobre hiç olmazsa rakip senin üstüne gelmesin top tüfek .

Neyse bir Beşiktaş eziyet maçı daha geride kaldı. Ama her maç böyle Fantastik goller olmaz bunu da son söz olarak belirteyim.

2 Mart 2009 Pazartesi

New Era

Dünya üzerinde hergün yaklaşık 60 bin kullanıcı yeni bir blog başlatıyormuş. Ben de bu binlerin içine dahil olarak bir blog hazırlama işine burnumu soktum.İlk düşüncelerim burada hayata dair ilginç kareler , kendi düşüncelerim ve spor üzerine yazılar şeklinde ama becerirmiyim beceremezmiyim bunu zamanla anlarız...

İlk yazıyı yazmak sanırım en zoru olsa gerek; ne yazmak gerektiğini düşünmeden kısaca başlamak işi kolaylaştırıyor.

count internet visits