Hayatta her gün ayrı bir ruh hali ile yaşıyoruz. Bir gün fındık kabuğunu doldurmayacak bir şey için üzülüp kahrolurken , başka bir gün çok sevdiğiniz birisi öldüğünde ayakta durup sakinlikle yapılması gereken işleri yapabiliyoruz. Bu da sanırım insanları diğer yaratıklardan ayıran önemli farklardan biri olsa gerek diğer canlıların verdiği yada vereceği tepkileri bilebilmek daha kolay ama bir insanın tepkileri tamamen kendisinin ve yaşadığı hayatın bileşkesinden oluştuğu için tahmin etmek zorlaşıyor. Bir insanın nasıl yaşayacağını seçmesi pek mümkün olmuyor , 8-10 yaşlarında hayalini kurduğu şeyler bir anda çok uzaklarda kalıyor , ve bir daha yakalanması mümkün olamayabiliyor. İşte bu durumlarda insan tamamen hayattan kopuyor ve sadece o günü yaşamaya başlıyor. Sıradan bir yaratık gibi kalk , karnını doyurmak için savaş, akşam olunca yatağa girip uyumaya çalış.Çocukken yatağa yattığınızda hayaller kurarsınız ne oldukları önemli değildir ama hep bir şeyler düşlersiniz; ama hayattan kopunca insan kendisini zorlasa bile artık o hayalleri kuramaz olur. İşte o zaman artık sıradan bir yaratık olmuşsunuzdur. Daha fazlası değil. Herkese size hayallerin peşinde koşacağına çalış işin olsun vs.. der aslında bunu derlerken kastettikleri şey sizin de sıradan olmanızı istemeleridir. Çünki onlarda artık hayallerinden uzaktadırlar ve hayatın koşuşturmasında sürünmektedirler ve en kötüsü de bunu bir zorunluluk değilde olması gerekenmiş gibi kabul etmeleridir. Siz ne kadar mücadele etsenizde o büyük topluluğa karışıyorsunuz ama eğer bunun bir mecburiyetten olduğunu , şartların zorladığı bir olay olduğunu unutmassanız içinizdeki küçük çocuk zaman zaman size yeniden hayaller kurdurabilir. Ama bunun için gerçekten güçlü olmak gerekiyor. O kadar garip ki bir anda aldığınız yüzlerce minik önemsiz gibi duran kararlar tüm hayatınızı etkiliyor ve hiç bir zaman da içinizdeki o küçük çocuğa hiç danışamıyorsunuz bu kararları alırken. Halbuki sizin siz olmanızı sağlayan o küçük çocuktur en başında hayatın; onu bir kenara koyarak acımasız global dünya sularında yelken açarken o küçük çocuğa hep acı çektirir, anlamsız hayat gerçekleri ile gün be gün yavaş yavaş öldürürsünüz onu en sonunda. Ondan sonra da o
tutunacak bir dal ararsınız. Kimileri modern şeylere tutunmaya çalışır psikolog , sosyal ortamlar yada eğlenmek için programlı bir şeyler. kimi leri de insanlık tarihinin hiç vazgeçmediği şeylerde arar kurtuluşu felsefik şeylerde , din de , tanrıda . Ama kendi içlerinde öldürdükleri o küçük çocukta aramaz kimse .....
5 Mart 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilOgun Şanlısoy'un son albumündeki "Büyüdük Aniden" adlı şarkı bu duruma çok güzel bir özet getiriyor. İnsanlar büyüdükçe, hayatın gerçekleriyle karşılaştıkça ve maalesef yaşam mücadelesiyle karşı karşıya kaldıklarında önlerinde iki seçenek kalıyor: Çocukluklarını kaybetmeyip hayallerinin peşinde koşarak risk almak veya hiç risk almadan hayallerinin değil de günü kurtarmanın peşinden gitmek. Seçim size kalmış. Önemli olan yaptığınız seçimlerden pişmanlık duymamak...
YanıtlaSil